Zihinsel Yorgunluk: Dinlensen Bile Geçmeyen O His

Uyuyorsun ama dinlenemiyorsun… Çünkü yorgun olan bedenin değil, içinde durmadan konuşan zihnin.

Tarafından Isimsiz
Zihinsel Yorgunluk: Dinlensen Bile Geçmeyen O His

Bunu nasıl anlatılır bilmiyorum ama…
bazen hiçbir şey yapmadığın halde çok yorulmuş gibi hissediyorsun.

Hani fiziksel bir yorgunluk değil bu.
Koşmamışsın, ağır bir iş yapmamışsın…

Ama içinden hiçbir şey yapmak gelmiyor.

Sanki bir şey seni aşağı çekiyor gibi.

Ben bunu uzun süre anlamadım.
“Kafamı dinleyeyim, geçer” dedim.
Uyudum, dinlendim, hiçbir şey yapmadım…

Ama geçmedi.

İşte o zaman fark ettim:

Sorun beden değilmiş.

Sorun, kafanın hiç susmamasıymış.


Hiçbir Şey Yapmıyorsun Ama Kafanın İçi Hep Dolu

Gün içinde fark etmiyorsun bunu.

Çünkü bir şekilde oyalanıyorsun.
Bir şey izliyorsun, biriyle konuşuyorsun, telefona bakıyorsun…

Ama aslında kafanın arkası hiç boş değil.

Sürekli bir şeyler dönüyor.

  • Dün olan bir şey
  • Birinin söylediği bir cümle
  • “Acaba şöyle mi olmalıydı?” diye düşündüğün şeyler

Ve bunlar hiç bitmiyor.

Sadece üstüne yenileri ekleniyor.


En Çok Gece Anlaşılıyor Bu Durum

Gündüz idare ediliyor bir şekilde.

Ama gece…

Herkes uyuduğunda, ortam sessizleştiğinde…
işte o zaman fark ediyorsun.

Kafanın içi hiç susmuyor.

Bir düşünce geliyor…
sonra bir tane daha…

Sonra hepsi birbirine karışıyor.

Ve sen…
onları susturamadığını fark ediyorsun.

İşte o an insan yoruluyor.


Aslında Yorgun Olan Sen Değilsin, Zihnin

Bazen kendime şöyle dediğimi hatırlıyorum:

“Ben niye bu kadar halsizim?”

Ama aslında halsiz değildim.

Sadece zihnim yorulmuştu.

Sürekli bir şeyleri düşünmek,
analiz etmek,
kurcalamak…

Fark etmeden insanın enerjisini bitiriyor.

Ve en kötüsü şu:

Bunu kimse görmüyor.


Dışarıdan Normal, İçerde Dağınık

İnsanların yanında gayet normalsin.

Konuşuyorsun, gülüyorsun…
hatta bazen gerçekten iyi görünüyorsun.

Ama içerde…

Her şey karışık.

Bir şeyler eksik gibi.
Ama ne eksik bilmiyorsun.

Bir şeyler ağır geliyor.
Ama neden ağır bilmiyorsun.

Sadece hissediyorsun.


Kendine Bile Anlatamamak

Bazen biri soruyor:

“İyi misin?”

O an duruyorsun.

Çünkü kötü değilsin…
ama iyi de değilsin.

Nasıl anlatacağını bilmiyorsun.

Başlasan nereden başlayacaksın?

O yüzden en kolayı:

“İyiyim” demek.

Ama aslında içinden geçen şey şu oluyor:

“Yorgunum… ama anlatacak gücüm bile yok.”


Küçük Şeyler Birikiyor, Sen Fark Etmiyorsun

Bu yorgunluk bir anda olmuyor.

Küçük küçük birikiyor.

  • İçine attığın şeyler
  • Söylemediğin cümleler
  • Üstünü kapattığın duygular

Hepsi bir yerde duruyor.

Ve zamanla…

ağırlaşıyor.


Dinlenmek Yetmiyor Çünkü Sorun O Değil

İnsan dinlenince geçer sanıyor.

Ama geçmiyor.

Çünkü bu yorgunluk…

uykusuzluk değil.

Bu,
içinde biriken şeylerin yorgunluğu.

Ve onları yok saydıkça…
daha da büyüyor.


Belki de En Gerçek Cümle Bu

Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun:

Ben yorulmadım…
ben dolmuşum.

Ve dolu bir şey…

boşalmadan hafiflemez.


Son Bir Şey

Eğer bu yazıyı okuyup
“evet ya, aynen böyleyim” diyorsan…

Bil ki yalnız değilsin.

Gerçekten değilsin.

Ama şunu da bil:

Bu his,
zayıf olduğun için değil…

çok fazla şeyi tek başına taşıdığın için var.

Ve bazen…

her şeyi çözmek yerine
sadece kendine şunu demek bile yeter:

“Tamam… şu an yorgunum.”

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir