Çok Yorgunum Bu Hayattan Bitkin Ve Halsiz Hissediyorum

Tarafından Isimsiz
Çok Yorgunum Bu Hayattan Bitkin Ve Halsiz Hissediyorum

Bitkin ve Halsiz Hissediyorum

Bunu anlatmak zor aslında…
Çünkü bu bildiğin bir yorgunluk değil.

Hani gün içinde çalışırsın, yorulursun, uzanırsın ve geçer ya…
Bu öyle değil.

Bu, uyusan da geçmeyen bir şey.
Dinlensen de eksilmeyen bir ağırlık.
Sanki bedenin değil de, hayatın kendisi omuzlarına yüklenmiş gibi.

Sabah uyanıyorsun…
Ama aslında uyanmıyorsun.
Sadece gözlerini açıyorsun.

İçinde hiçbir enerji yok.
Ne bir heyecan, ne bir istek…
Sanki hayatın sesi kısılmış.

Eskiden seni mutlu eden şeyleri düşünüyorsun.
Ama artık aynı etkiyi yaratmıyor.
Gülüyorsun belki… ama içinden değil.

İnsanlar soruyor:
“İyi misin?”

O klasik cevabı veriyorsun:
“İyiyim.”

Ama aslında…
Hiç iyi değilsin.

Çünkü bu anlatılabilecek bir şey değil.
Kelimelere döksen bile eksik kalıyor.
Kimse tam olarak anlamıyor.


Bazen hiçbir şey yapmak istemiyorsun.
Ama hiçbir şey yapmadan da duramıyorsun.

Yapman gereken şeyler var.
Sorumluluklar… insanlar… beklentiler…

Ama içinden bir ses sürekli diyor ki:
“Dur… artık dur.”

Ve sen ortada kalıyorsun.
Ne devam edebiliyorsun…
Ne de tamamen bırakabiliyorsun.


Gece olunca daha zor.

Herkes uyurken, senin zihnin açılıyor.
Düşünceler birikmiş gibi…
Gün içinde bastırdığın her şey gece ortaya çıkıyor.

Bir şeyleri düşünmek istemiyorsun.
Ama düşünmemek de mümkün değil.

Kafanın içinde sürekli aynı döngü:
“Ne yapıyorum?”
“Bu hayat nereye gidiyor?”
“Ben neden böyle hissediyorum?”

Cevap yok.

Sadece sorular var.
Ve o sorular, seni daha da yoruyor.


En garip olan ne biliyor musun?

Bazen hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyorsun.
İnsanların içinde normal görünüyorsun.
Konuşuyorsun, gülüyorsun…

Ama içinden biri sessizce çöküyor.

Kimse fark etmiyor.
Sen de anlatmıyorsun zaten.

Çünkü anlatmaya çalışsan…
Ya anlaşılmayacak, ya da hafife alınacak gibi hissediyorsun.

“Geçer” diyecekler.
“Abartıyorsun” diyecekler.
“Biraz kafa dağıt” diyecekler.

Ama bu… kafa dağıtmakla geçen bir şey değil.


Bu yorgunluk…
Biriken şeylerin sonucu.

Söylenmeyenler.
İçine atılanlar.
Görmezden gelinen duygular.

Hep güçlü durmaya çalışmak…
Hep idare etmek…
Hep “biraz daha dayanırım” demek…

İnsan bir noktada tükeniyor.

Ve o tükenmişlik…
Bir anda olmuyor.

Yavaş yavaş geliyor.
Fark etmeden.

Önce biraz isteksizlik…
Sonra hafif bir boşluk hissi…
Sonra hiçbir şeyden keyif almamak…

Ve en sonunda:
Tam anlamıyla bitkinlik.


Kendine kızıyorsun bazen.

“Ben neden böyleyim?” diyorsun.
“İnsanlar hayatına devam ediyor, ben neden edemiyorum?”

Ama mesele o değil.

Herkesin taşıdığı yük farklı.
Herkesin sınırı farklı.

Ve sen…
Belki de çok uzun zamandır taşıyorsun.

Durmadan.
Dinlenmeden.
Anlatmadan.


Bazı günler daha zor oluyor.

Hiçbir sebep yokken…
Bir anda içinden hiçbir şey yapmak gelmiyor.

Telefonu eline alıyorsun… bırakıyorsun.
Bir şey izlemek istiyorsun… sıkılıyorsun.
Birine yazmak istiyorsun… vazgeçiyorsun.

Sanki hiçbir şey seni çekmiyor.
Hiçbir şey sana iyi gelmiyor.

Ve bu… insanı en çok yoran şey.


Ama şunu kimse söylemiyor:

Bu his… bir zayıflık değil.

Bu, yorulduğunun kanıtı.
Bu, çok fazla şey yaşadığının göstergesi.
Bu, içinin artık “yeter” dediği nokta.

Sen bozuk değilsin.
Sadece tükenmişsin.

Ve tükenmişlik…
Dinlenmeden geçmez.


Belki de ilk kez kendine şunu demen gerekiyor:

“Her şeyi aynı anda düzeltmek zorunda değilim.”

Çünkü değilsin.

Hayatı çözmek zorunda değilsin.
Her şeyi kontrol etmek zorunda değilsin.
Herkesi mutlu etmek zorunda hiç değilsin.

Bazen sadece…
Günü bitirmek bile yeter.


Yavaşlamak gerekiyor.

Biraz geri çekilmek.
Kendini dinlemek.

Ne hissettiğini gerçekten fark etmek.

Çünkü çoğu zaman kaçıyoruz bundan.
Dikkatimizi dağıtıyoruz.
Ama içimizdeki o yorgunluk… hep orada kalıyor.


Belki bugün hiçbir şey yapmayacaksın.
Belki yarın da çok güçlü hissetmeyeceksin.

Ama bu… hep böyle kalacak demek değil.

İnsan bazen dibe iner.
Sessizleşir.
Kaybolmuş gibi hisseder.

Ama bu bir son değil.

Bu… bir durak.


Ve belki şu an bunu okumak bile sana ağır geliyor.

Ama bilmeni isterim:

Bu hissi yaşayan tek kişi sen değilsin.

Birçok insan aynı şekilde sessizce yoruluyor.
Aynı şekilde içten içe tükeniyor.

Sadece herkes bunu göstermiyor.


Bir gün…
Bu ağırlık biraz hafifleyecek.

Bir gün…
İçinden bir şey yapmak gelecek.

Bir gün…
Nefes almak daha kolay olacak.

Belki hemen değil.
Ama olacak.


Şimdilik…
Sadece kendine biraz yüklenmeyi bırak.

Yorgunsan… kabul et.
Bitkinsen… kabul et.

Her zaman güçlü olmak zorunda değilsin.


Çünkü bazen en büyük güç…
Artık yorulduğunu kabul etmektir.

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir