Bazen her şey yolunda gibi görünüyor.
- Beklenen Duygu ile Hissedilen Arasındaki Fark
- Bu Bir Eksiklikten Çok Bir Uzaklık Hissi
- İçerde Biriken Şeyler Yüzeye Çıkmıyor
- Her Şey Var Ama His Yok
- Zihin Yoruldukça Duygular Zayıflar
- Dışarıdan Doldurulmaya Çalışıldıkça Daha Belirginleşir
- Belki de Mesele Mutlu Olmak Değil
- Sonuç: Bu Boşluk Sebepsiz Değil
- Son Bir Şey
- Sen de Böyle Hissediyor Musun?
Dışarıdan bakınca sorun yok. Gün akıyor, insanlar var, hayat ilerliyor. Hatta bazı anlar gerçekten iyi geçiyor. Ama içerde tam olarak aynı şey hissedilmiyor.
Bir yerde takılan bir düşünce oluyor:
“Aslında mutlu olmam gerekiyor… ama değilim.”
Bu cümle garip bir baskı yaratıyor. Çünkü ortada net bir eksik yokken hissedilen şey eksiklik gibi geliyor.
Beklenen Duygu ile Hissedilen Arasındaki Fark
İnsan bazen ne hissetmesi gerektiğini bilir. Güzel bir gün yaşandığında mutlu olunması beklenir. Bir şeyler yolunda gittiğinde rahat hissedilmesi gerekir.
Ama hisler her zaman bu beklentiye uymaz.
Gün iyi geçer ama içten gelen duygu aynı olmaz. Gülünür ama o gülüşün altında tam bir doluluk hissedilmez. İşte o noktada kafa karışır.
Çünkü yaşananla hissedilen uyuşmaz.
Bu Bir Eksiklikten Çok Bir Uzaklık Hissi
İlk bakışta bu durum eksiklik gibi görünür. Sanki bir şey tamamlanmamış gibi hissedilir.
Ama biraz dikkat edildiğinde şunu fark etmek mümkün olur:
Bu his çoğu zaman eksiklik değil,
kendinden uzaklaşma hissidir.
Ne hissedildiği tam olarak anlaşılmaz. Ne istendiği netleşmez. Bu da içerde bir boşluk gibi algılanır.
İçerde Biriken Şeyler Yüzeye Çıkmıyor
Gün içinde birçok duygu yaşanır. Bazıları ifade edilir, bazıları ertelenir.
Küçük görülen şeyler geçiştirilir.
“Önemli değil” denir.
“Sonra bakılır” denir.
Ama o duygular kaybolmaz.
Bir yerde kalır.
Zamanla birikir.
Ve bir noktada kendini şöyle hissettirir:
boşluk.
Her Şey Var Ama His Yok
Bu durumun en zor tarafı da burasıdır.
Bir şeylerin eksik olduğu düşünülür ama ne olduğu söylenemez. Çünkü aslında dışarıda eksik olan bir şey yoktur.
Ama içeride…
bir şey oturmamıştır.
Yapılan şeyler yapılır ama hissedilmez.
Güzel anlar yaşanır ama tam yaşanmış gibi gelmez.
Bu yüzden şu cümle sık sık kurulur:
“Her şey var ama içim dolmuyor.”
Zihin Yoruldukça Duygular Zayıflar
Zihinsel yorgunluk arttıkça duygular da etkilenir.
Sürekli düşünmek, sürekli analiz etmek, sürekli bir şeyleri anlamaya çalışmak… zamanla insanı yorar.
Bu yorgunluk arttıkça duygular keskinliğini kaybeder.
Çok mutlu olunmaz.
Çok üzülünmez.
Her şey biraz daha düz hissedilir.
Bu da boşluk hissini güçlendirir.
Dışarıdan Doldurulmaya Çalışıldıkça Daha Belirginleşir
İnsan bu hissi fark ettiğinde genelde çözümü dışarıda arar.
Yeni bir şey denenir, ortam değiştirilir, dikkat dağıtılır.
Kısa süreli bir rahatlama olur.
Ama sonra aynı his geri gelir.
Çünkü mesele dışarıda değil,
içerde çözülmemiş olan şeylerdir.
Belki de Mesele Mutlu Olmak Değil
Bir noktada şu fark edilir:
Sorun mutlu olamamak değil.
Ne hissedildiğinin net olmaması.
İnsan kendi içini anlamadığında, yaşadığı duygular da netleşmez. Bu da boşluk gibi hissedilir.
Sonuç: Bu Boşluk Sebepsiz Değil
Belki de en doğru ifade şu olur:
Bu boşluk durduk yere oluşmaz.
Bir şeylerin fark edilmesini ister.
Bastırılan duygular, ertelenen düşünceler, görmezden gelinen hisler… hepsi bir yerde kendini hatırlatır.
Ve bu da boşluk hissi olarak ortaya çıkar.
Son Bir Şey
Eğer “mutlu olmam gerekiyor ama değilim” diye düşünülüyorsa…
bu bir eksiklik değildir.
Bu sadece şunu gösterir:
içeride anlaşılmayı bekleyen bir şey var.
Ve bazen yapılması gereken şey, zorla mutlu olmaya çalışmak değil…
ne hissedildiğini anlamaya çalışmaktır.
Sen de Böyle Hissediyor Musun?
Her şey yolunda olsa bile içinin dolmadığını hissettiğin oluyor mu?
Eğer bu yazıda kendini bulduysan…
yalnız değilsin.
İstersen sen de yaz.
Uzun anlatmana gerek yok.
Seni en çok boşlukta hissettiren şey ne? Yorumlarda paylaş.
